22 Mart 2014 Cumartesi

Ustam ve Ben

Uzun uzun alsam mı acaba dediğim, okumaya başlayınca da elimden bırakamadığım kitap... Yazarın kullandığı dil çok güzel, eski İstanbul, saray, Çota, Mimar Sinan... Bana masal dinliyormuş, dizi izliyormuş hissini yaşatan kitapları çok beğeniyorum. Okumadığım zamanlarda aklım kitaptaydı. İyi ki alıp okumuşum, tadı damağımda hala.
Kitaptan:
Hayatımızın bir haritası varsa şayet, yollarda değil, yol ayrımlarında çizilmekte. (Sf 80)
Kalp ağlarken, akıl farkında bile olmayabilir miydi? (Sf 147)
Aşk gibiydi okumak da... Neden, nasıl müptelesı olduğunu, bilen zaten gayet iyi bilirdi; bilmeyene de anlatamazdın bir türlü. (Sf 178)

Bu arada yeni bir çay keşfettim, tadı harika...
Emre Aydın - Bebeğim
Sakın ağlama, tanıdık yalnızlık, evel Allah tanıştık evvelden 
Kokunu bırakma, çok sevdim kokunu, bilemezsin götür kokunu 
Bebeğim... 
Çocuktun hep sen, elinde balonla... Engel miydim ben ? İğne miydim ? 
Bir bakmışım ki ben, elmalar düşmüş, tükenmişiz, kepenkler inmiş 
Bebeğim... 
Ve uğraşmak anlamsız 
Yüzündeki yabancı
Her geçen saniye bana daha yabancı 
Ve böyle olmasın bildiğim gibi kalsın 
Her geçen saniye daha da zorlaşmasın 
Gülümse şimdi gülümse şimdi gülümse şimdi ve gülümse şimdi 
Bebeğim... 
Haklıydın hep sen, acılar bedava, mecburduk hep uzaktan bakmaya 
Çok yorgunum ben, eski bir saat gibi, hırpalandım Istanbul gibi 
Bebeğim... 
Oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya... 
Öyleyim... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder